İçişlerinde değişimin kodları: Soylu, Yerlikaya farkı

Feramuz Erdin yazdı

İÇİŞLERİNDE SİYASETÇİ / BÜROKRAT BAKAN DEĞİŞİMİ

Süleyman Soylu gerçekten tecrübeli ve hatta çok iyi bir siyasetçidir. İçişleri Bakanlığı esnasında, kendi ifadesine göre görev alanı ile ilgili hiçbir fikri olmamasına rağmen gerekli hallerde inisiyatif almayı bildi.

Ortaya çıkan bazı olumsuz sonuçları, gafları ve yönetsel hataları da yine bu siyasetçi kimliği ile yönetmesini çok iyi becerdi. Kurduğu iletişim ekibi kolluk yönetimine yabancı olmasına rağmen özellikle siyasi mesajlar vermekte mahirdi. O yüzden kolluk birimlerinin sosyal medya hesaplarından zaman zaman kamuoyunu rahatsız edecek şekilde siyasi çıkışlar yapıldığına da şahit olduk.

Bu ve benzer birçok sebepten dolayı Soylu dönemi tarafsız kalması çok hayati olan kolluğun “siyasileştirildiği” bir dönem olarak hatırlanacaktır.

SOYLU YÖNTEMLERİ

Soylu yönetmek ve denetlemek yerine, işleri oluruna bırakmak ve olumsuz sonuçları kriz iletişimi ile çözmek gibi bir yöntemi benimsemişti. Ancak, yapılan işler hakkında genel olarak bir fikri olmadığı için kendince güvendiği bürokratları desteklemek gibi bir tutumu da vardı. Bu destek bazı olumlu icraatların önünü açtığı gibi, bazen de bir takım sevimsiz dedikoduların ortaya çıkmasına neden oldu.

Soylu’nun ilişkilerinde bir İçişleri Bakanının tersine, çok rahat davranması; Bakanlık imkânları ile elde ettiği bazı gizli verileri siyasi olarak kullanmaktan çekinmemesi, bazı suç odakları ile yakın ilişkide olduğunu düşündürecek gelişmelerin yaşanması kolluk yönetimi açısından hep sorun olmuştu.

ALİ YERLİKAYA FARKI

Ali Yerlikaya ise devlet ciddiyetini, yönetimini ve denetleme mekanizmalarını iyi bilen bir isim. Bir bürokrat olarak bir Bakandan beklenen esneklik ve reflekslere kavuşması tabii ki biraz zaman alacaktır. Hele ki eski alışkanlıklara bağlı olarak kulaktan dolma bilgiler ve “güvendiği” bazı isimlerle yürümek istemesi, sonuçta ondan beklenen performansın ortaya çıkmasına engel dahi olabilir.

İşte bu yüzden, yenilikçi, kapsayıcı ve hatta cesur olması gerekecektir.

AFAD AYAĞA KALDIRILMALI

Esnaflık geçmişi olan Soylu’nun büyük devlet organizasyonlarının işleyiş ve denetimini öğrenmesi aslında çok da zor olmayabilirdi. Ancak sanırım o bunlarla vakit harcamayı tercih etmedi? O sebeple de kendi başına bıraktığı kurumların kağıt üzerindeki başarıları ile övünmek ve bunu siyasi olarak kullanmak dışındaki bir konuya odaklanamadı.

6 Şubat depreminde büyük umutlar bağlanan ve çok şişirilen AFAD’ın aslında görevlerini yerine getirmede o kadar da mahir olmadığı ortaya çıktı! Soylu zamanının tamamını deprem bölgesinde, elinde bastonla sekerek geçirmek suretiyle imajını toparlama gayretine girdi. Ama AFAD’ın halkın gözündeki güvenirlik ve itibarının yeniden kazanılması için burada köklü ve bilimsel bir revizyona gidilmesi gerekiyor.

AFAD işlevsel bir duruma gelmediği sürece halkımız büyük afetler karşısında savunmasız kalmaya devam edecektir.

AKP’nin deprem bölgesinde oylarının artırmasının sebebinin, bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan ile diğer bazı bakanların çabalarının sonucu olduğu görülmektedir? Yoksa sadece AFAD üzerinden bir değerlendirme yapılırsa, Hükümetin sınıfta kalması işten bile değildir.

KOLLUĞUN GÖZÜ YENİ BAKANDA

Soylu döneminde özellikle kolluk personelinin birçok makul talebinin halı altına süpürüldüğünü herkes bilmektedir. Bu, kolluk personelinde motivasyon düşüklüğüne yol açtığı gibi; personelin, emeklilerinin ve bunların yakınlarının iktidar partisi ile aralarına mesafe koymasına yol açmıştır.

Gerek genel gerekse özel kolluğun (özel güvenlik) yaşadığı yapısal sorunların mevzuat değişiklikleri ile giderilmesi gerekmektedir. Soylu’nun açıklamasının aksine kolluk mesleği de bireylerin, ailelerini geçindirmek için yaptıkları bir iştir. Tüm yapılanmanın işte bu gerçek doğrultusunda ele alınması ve yenilenmesi gereklidir.

YASADIŞI GÖÇ ve SINIR GÜVENLİĞİ

Yasadışı göçün bir güvenlik sorunu olduğunu, bırakın güvenlik uzmanlarını, mahalle kahvesinde vakit geçiren emekliler bile bilir. Çeteleşmeler, silahlı kavgalar ve en önemlisi de toplumsal kin ve öfke ataklarının artarak yaşanması sürpriz olmamalıdır. İleride güvenlik ve sosyal güvenlik sorunlarına yol açması muhtemel olan bu sorunun ciddiyetle ele alınması gereklidir.

Yeni İçişleri Bakanının bekleyen en önemli sorunlardan birisi bu göçün durdurulması ve yasadışı göçmenlerin ülkelerine geri gönderilmesidir.

ARTAN SUÇLAR

Her ne kadar ilgili birimlerin cımbızlama yöntemi ile yaptıkları sunumlarda bazı suçların azaldığı ifade edilse de TÜİK verileri Türkiye’de suçun her yıl nüfus artış oranının da çok üstünde bir oranda arttığını göstermektedir. Bugün gelinen noktada her iki suçtan biri maalesef faili meçhul olarak kalmaktadır.

Başta kamu düzeni olmak üzere; terör, organize, siber, uyuşturucu dahil tüm suçların kontrol altına alınması ve huzurun sağlanması Bakan Yerlikaya için ilk hedef olmalıdır.

patronlardunyasi.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir